Bilinç İle İlgili Rüyam ve Düşüncelerim
- Ayrıntılar
- Kategori: Blog
- Perşembe, 20 Ocak 2011 13:19 tarihinde oluşturuldu
- Super User tarafından yazıldı.
- Gösterim: 438
Bugün rüyamın konusu neredeyse BİLİNÇ idi.
Niye böyle belirttim, çünkü uyandığımda bu konu üzerinde kafa yormayı gerektirecek kadar etkilenmiştim.
Inception filmindeki gibi resmen fikir ektiler bana. Ben de oturdum yazdım. Yoksa oturup kahvaltıma daha erken başlardım.
Neyse ben ödevimi bu kadar yapabildim:
Yazdıktan sonra, Google ile “bilinç” kelimesini aratıp Wikipedia'da bilinç ile ilgili yazıları okuyunca bana ne kadar anlaşılması zor ve dayanaksız gibi geldiyse, ki okulda felsefe dersi verdiklerinde de havada kalıyordu konular, şimdi benim yazacaklarım da o kadar anlaşılması zor gelebilir.
Ama uyandıktan hemen sonra ben yazdım bunları ve mantıklı veya mantıksız da olsa, çarpıtılmış da olsa mutlaka bir miktar doğru ve mantıklı şeyler vardır içerisinde.
Rüyamdan elde ettiğim sonuç şu: Bilinçliyiz aslında sürekli olarak.
Bilincimiz, z koordinatı olmayan, x ve y koordinatlarında kare biçiminde iki boyutlu bir plazma televizyon veya enerji gibi, aslında hiç mi hiç uyumayan, sürekli bir şeyler üreten veya yaşayan veya hareket eden, sonsuz uyanık, yorgunluk hissetmeyen, içinde görüntüler beliren bir şey. İncecik, arkası ve önü var. Arkası bir elektronik devrenin arka plakası gibi ilk bakışta anlamsız, bulanık ve yufka gibi bir şey, önü ise televizyon gibi.
Sürekli olarak uyanık bir bilincimiz var, uyutamadiğımız ve durduramadığımız için bilincimizi öteki tarafa geçiriyoruz yani dış dünyadan içeriye geçiriyoruz, böylece dış dünyada uyuma veya dalma gerçekleşerek vücudumuzu veya 'bir kısmımızı' rahat bırakıyoruz, vitesi boşa almak gibi. Veya bir olayı çözmek için bunu yapıyoruz, çünkü iç dünyada bilinç ve zaman çok hızlı hareket edebiliyor.
'Bir kısmımız' derken, tam olarak neresi oluyor veya neden ikiye ayrılıyoruz bilmiyorum. 'Bilinci yerinde/yerinde değil' sözü bunu doğruluyor. Yani bir varlığın iki ana parçası var: Bilinci ve bilinci dışında kalan diğer kısmı, yani belki de 'kendisi' veya 'bir kısmımız' dediğim yer. Çünkü diyoruz ya 'kendine gelmeye başladı', işte bu yüzden. Bilincimiz başka ortamlardaki seyahatinden dönüp kendine ait olan birincil ortamı olan bizim kendimize geri döndüğünde 'ayık' oluyoruz ve dünya işlerimizi yapmak üzere mantıklı bir insan oluyoruz.
Uyumak veya dalmakla bilincimizi, serbestçe hareket etmesi için, içinden kendi başına çıkamayacağı zararsız ve izole bir kapalı dünyaya salıveriyoruz aslında.
Inspection filmindeki şey de aslında böyle değil mi? Seni uyutarak bilincinin iç dünyaya geçmesini sağlıyorlar. Normalde bilincin kendi iç dünyana geçeceği yerde, cihaz yardımıyla başka birinin iç dünyasına geçiveriyor ve orada hareket ediyor yabancı madde olarak. Cihazın yayın yaptığı insan eliyle tasarlanmış bir mekanda buluyorlar bilinçler kendilerini.
Simdi galiba benim farkındalığı artırabilmem için ilk önce bilincimin o anda içeride mi yoksa dışarıda mı olduğunun farkında olmam, nerede olduğumu bilmem gerekiyor.
Bunun için belli aralıklarla kendime sorma alışkanlığı edinirsem, rüyamda da sorabilirim ve o zaman bilincimin rüya aleminde yani iç dünyada olduğunun farkındalığına ulaşabilir miyim? Bu durumda bilincimin uyanıklılığını orada da yakalayabilir miyim ve kendi çıkarlarım doğrultusunda kullanabilir miyim?
Wikipedia: Bilinç, çoğu kez "farkında olma, farkındalık" ile aynı anlamda kullanılır. Yani bilinçli kabul edilen varlıkların “nesnel/dışsal gözlem” ve “öznel/içsel gözlem”leri vardır.
Bence bilinç hızlı hareket ederek keşif ve gözlem yapıyor, varolan birşeyleri bize göstererek farkında olmamızı sağlıyor ve bilinç dışında kalan tarafımız bilincimizin bize gösterdiği, farkında olmamızı sağladığı şeyleri yorumlayarak mantıklı sonuçlar ve görevler çıkarmamızı sağlıyor.
Yani bilinç biraz rastgele ve biraz da algıda seçicilik olarak bize sürekli birşeyler getirerek('ilham da bu şekilde geliyor olabilir') tek başına bir hiç olan diğer mantıklı tarafımızı besliyor, mantıklı tarafımız bu getirilenleri yorumlayıp sonuçlar ve görevler çıkarıyor, bunları beyne kaydederek aynı durumlarda nasıl bir tavır takınacağını öğrenmiş olarak ve bilinçaltından uygulanacak şekle getirerek yoluna devam ediyor.
Yani bilinç ile bilinç dışında kalan ve mantık özelliğini de içerdiğini düşündüğüm taraf, bilinç yeni verilerle geri döndüğünde birleşerek sonuçlar üretiyorlar ve bunları sonradan daha hızlı kullanmak üzere bilinçaltına gönderip orada saklıyorlar.
Başka bir düşüncemi daha yazayım:
Inception filminde bir kişinin rüyasına diğer kişiler bağlanıyorlardı ve mekanları kendileri tasarlamışlardı.
Sanki birkaç bilgisayarın yine kendisi de bilgisayar olan ve yapısını bizim belirlediğimiz bir sunucuya bağlanmaları gibi, kısaca yerel ağ(intranet) bağlantısı.
Rüyamızda gördüğümüz şeyler bazen gerçek hayatta da aynen çıkıyor.
Bana göre aslında kocaman bir geniş alan ağı(internet,WAN) var ve biz(bilincimiz) ona geçiş yapıyoruz uyuma veya dalma durumunda. Diğer tarafımız bilincimiz geri dönene kadar bekliyor.
Dünyada yedi milyara yakın insan olduğu ve bunların her gün rüya gördüklerini düşünürsek, rüya internetinde çok fazla mekan, bilgi ve karmaşıklık içinde olduğumuz anlaşılır.
Bilmiyorsanız bilgilendireyim, düşünceden sonra duygular, ve duygulardan sonra da davranışlar gelir.
Bu ne anlama geliyor?
Inception filminde iş adamının kafasına fikir ektiler.
Adam uyandığında bu fikir yüzünden düşünmeye başladı.
Sonra ne olacak?
Düşüncelerin sonucu duygu olarak ortaya çıkacak.
Duygular da bizi harekete geçirir yani davranışla sonuçlanacak.
Dolayısıyla 'fikir ekme' veya başka deyişlerle 'ilham gelmesi', 'içine doğmak' gibi şeyler hayatımıza yön vermede kesinlikle etkililer.
Bu film de konuyu çok güzel ele almış: insanlar fikir ekme işini başarırlarsa siyasi ve ekonomik konularda çıkar sağlayabilirler.
Normalde fikir ekme işi nasıl gerçekleşiyor?
Nefs dediğimiz ve şeytani yayın yapan bir kaynak ve gayb adındaki ilahi bir kaynaktan. Yanlışım varsa özür dilerim.
Bu kaynaklardan gelen yayınları değerlendirmek kendi irademize kalmış bir şey. Neye uyup uymayacağımıza kendi irademizle karar veriyoruz.
Konu karmaşık ve derin olduğundan, buradan bir sürü tartışma ve senaryo çıkabilir.
Ben burada bitiriyorum, yazım olduğu gibidir, yanlışları ve doğrularıyla birlikte.
25.09.2010
Türker Öztürk

